Anne-babalığın, çoğunlukla çocukların maddi boyuttaki ihtiyaçlarını gidermeye ve dünyevi eğitimlerinin sağlanmasına indirgendiği bir çağda yaşıyoruz. Çalışan anne baba, kreşe, okula giden çocuk.. Çocuklarla iletişim neredeyse sadece okul boyutuna indirgenmiş durumda. Halbuki müslüman bir ebeveyn bilir ki hayat sadece bu dünyadan ibaret değildir. Müslüman ebeveynler olarak vazifelerimizi, çocuklarımızla (yaşına ve fıtratına uygun bir şekilde) hangi konular hakkında konuşmamız, onlara rol model olmamız gerektiğini öğrenmek için çaba sarfetmemiz gerekir .
Bir önceki yazının devamı niteliğindeki bu yazıda, Lokman(as)’ın oğluna verdiği öğütlerden (Lokman Suresi 12-19) yola çıkarak bu konuların bazılarına değineceğiz inşaAllah;
1) Çocuğun eğitiminde özellikle de manevi eğitiminde baba da etken olmalıdır.
Bu ayetlerde öğüt verenin baba olması, babanın çocuğun eğitiminde, özellikle manevi eğitiminde de etken olması gerektiğinin bir göstergesidir. Günümüzde çoğumuzun zannettiği gibi bu sadece annenin görevi değildir.
2)Ebeveynde, özellikle babada, sahip oldukları güzel ilimle(sözleriyle) yaptıklarının örtüşmesi gerekir. (12.ayet)
Oğluna öğüt veren Lokman (as)’a “hikmet” verildiğinden bahsedilmektedir. Bu kelime pek çok manaya gelen ve kullanıldığı yere göre anlamlandırılan bir kelimedir. Burada, “illet ve sebeplerini bilerek, gâyeye ulaştıracak şekilde ameli ilme, ilmi amele uydurmaktır.”[1] Diğer bir tabirle sahip olduğu ilimle yaptıklarının örtüşmesidir. O halde evlatlarımıza verdiğimiz öğütlerin etkili olmasını istiyorsak (özellikle de babaların) sahip olmamız gereken başlıca özellik “hikmet” olacaktır. Lokman (as)’a hikmetin verilmiş olduğunun bildirilmesi gösterir ki; burada vereceği bütün öğütleri kendi de yaşamakta, bunlar hakkında hassasiyet göstermektedir.
3) Nimetleri görüp şükreder halde olabilmek konusunda örnek olmak (12.ayet)
Ebeveyn (özellikle de baba) şükreder halde olabilmeli bunun için çaba sarfetmeli ki, ebeveyni kendine modelleyen çocuğun hayata bakış açısında bu da oldukça önemlidir. Şeytanın başlıca amaçlarından birinin kulu şükürsüz hale getirmek olduğunu düşündüğümüzde bunun önemi daha da artmaktadır.
4) Evlatlara güzel bir uslupla öğüt vermek (vaaz etmek ) (13.ayet)
Günümüzde ebeveyn-evlat iletişiminde maalesef “can sıkıcı konuşmalar(!)” anlamında kullanılan “vaaz” kelimesinin burada kullanılmış olması dikkat çekicidir. Modernizme kurban ettiğimiz kıymetli kelimelerimizden biri “vaaz” …
Vaaz; özetle “dinî ve ahlâkî konularda nasihat etmek, dinleyenlerin kalplerini iyiliğe ısındıracak sözler söylemek, uhrevî mükâfat ve azaba dair bilgiler vererek teşvik ve ikazda bulunmak”[2]tır.
Demekki anne baba çocuğuna vaaz edebilir. Ancak burada Lokman (as)’ın oğluna hitap şeklinden (yavrucuğum, sevgili oğlum..) usluba dikkat edilmesi ve yumuşak olması gerektiği anlaşılmaktadır. Tabiki verilen vaazı dinleyebilmesi için de evlatla ona göre bir iletişim halinde olmak gerekir.
5) Şirk koşmadan, kulluğu sadece Allah(cc)’a yaparak tevhid üzere bir hayat yaşama konusunda örnek olmak (13.ayet)
Lokman (as)’ın ilk öğüdünün, insanın ruhen ferahlığının kaynağı olan şirk koşmadan tevhid üzere bir yaşam öğüdü olması dikkat çekicidir.
Dünyada kulluğu sadece Allah(cc)’a yapmak, ruhen, kalben ve zihnen insanın huzurlu olabilmesinin temelini teşkil eder. Zira kişi asıl memnun etmesi gerekenin (nefs ve şeytan da dahil) başka varlıklar değil sadece Allah (cc) olduğunun bilincindedir ve bir o derece özgürdür. Aksi taktirde memnun etmek zorunda olduğunu düşündüğü yaratılmışlar -ki çabalamalarına rağmen hiçbir zaman hepsini memnun edebilmesi mümkün değildir- sadece kalbe, ruha ve zihne yük olur. (İnsani ilişkilerimizde, Kur’an ve sünnete aykırı olmayan davranışlarımızla ilgili karşı tarafta memnuniyetsizlik varsa bu onların sorunudur. Kendimizi yıpratmak doğru değildir.)
Anlaşılan o ki evlatlarımıza, kulluklarını sadece Allah (cc)’a yapmaları konusunda da örnek olmak için çaba sarfetmemiz gerekiyor.
6) Evlat eğitiminde elbette anne de devrede (14,15.ayetler)
14,15. ayetlerde Lokman (as)’ın öğütlerine bir ara verilmiş ve insanoğluna anne babası ile ilgili öğütler verilerek anne de devreye sokulmuştur.
Bu ayetleri, İsra 23-25.ayetler ile birlikte inşaAllah bir sonraki yazıda ele alacağımız için ayrıntıya girmeyeceğim.
7) Allah(cc)’ın her yerde her an bizi gördüğü bilincinin yerleşmesi için çaba sarfetmek (16.ayet)
Lokman (as), her nerede, iyi veya kötü ne yaparsak yapalım Allah(cc) tarafından görüldüğümüz bilincinin, evladında yerleşmesi çabasındadır.
İman etmiş bir kişi için, bu bilince sahip olmak, gerek şahsi gerekse sosyal hayatta yanlışa, harama yönelme ihtimalini o derece azaltır. Dünyada da yalnız olmadığını, kendisini Yaratanın, onunla birlikte olduğunu bilir.
8) Namazdan mahrum kalmamaları için evlatları destekleme (17.ayet)
Lokman (as), Allah(cc)’ın gücünü kudretini bildirip Rabbini tanıttıktan sonra kulluk vazifelerine geçmiştir. Dolayısıyla maneviyat eğitiminde çocuğa sadece ibadet eğitimi vermenin yeterli olmadığını kendisine Yaratıcısının da tanıtılması gerektiğini anlıyoruz.
Bedenin maddi gıdaya ihtiyacı olduğu gibi ruhun da manevi gıdaya ihtiyacı vardır. Bu ruhi gıdaların başında, kulun Rabbi ile irtibatını kesmeden devam ettirmesini sağlayan namaz ibadeti bulunmaktadır. Şu dünya hayatında ruhun nefes alma molaları da diyebileceğimiz namaz, kıyamet günü de ilk hesabı verilecek olan ibadetimizdir.
Anne baba olarak bu kıymetli ibadetten evlatlarımızın mahrum kalmaması için çaba sarfetmemiz gerektiği de bu ayetlerden anlaşılmaktadır.
9) İyiliği emretme kötülükten nehyetme konusunda örnek olmak (17.ayet)
Sadece kendini değil içinde yaşadığı toplumun, belki dünyanın selametini de düşünüp “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeden gerektiğinde uygun uslupla yapılması gereken uyarıları, tebliğ vazifesini yapmaya çalışma konusunda da örnek olmak ebeveynin vazifelerindendir.
10) Sabırda da rol model olabilmek (17.ayet)
“Sabır” diğer bir tabirle “Allah(cc)’a güvenmekten vazgeçmemek”, dünya yolculuğunda ihtiyaç duyulan başlıca kavramlardan biridir. Yaşanılan sorunlar, imtahanlar karşısında ebeveynin tavrı, bakış açısı elbette çocukların bakış açısını ve tavrını da etkiler.
11) Tevazu konusunda rol model olabilmek (18.ayet)
Kibir, (şeytanda olduğu gibi) şirke kadar götürebilecek kalbi bir hastalıktır. Eldeki herhangi bir nimeti, Allah (cc) ile bağını kopararak kendinden bilme, sahiplenme hali diyebileceğimiz kibir, işlenecek salih amelleri bir anda değersiz hale getirebilir.
Nimetleri inkar etmeden görüp, bunları Allah (cc)’dan bilmek olan “tevazu” hali bu açıdan önemlidir.
Burada şuna da dikkat etmek gerekir; kibirden korunalım derken Allah (cc)’ın verdiği kabiliyetleri, nimetleri görmezden gelme haline de izin verilmemelidir ki buna da zillet hali denir.
Yürüyüş de dahil her hal ve davranışta, kibirli veya ezilip büzülme(zillet) hali içinde olmadan itidal üzere (tevazu halinde) olmak da evlada örnek olunması gereken hususlardandır.
12) Sesi kullanırken dahi itidal üzere olup gereğinden fazla yükseltmemek konusunda rol model olmak (19.ayet)
Kurtubi’de bu ayetin tefsiri ile ilgili şu ifadeler geçer:
“ Bu âyet-i kerîme ile yüce Allah insanları küçümseyerek yüzlerine karşı bağırmayı terketmek yahut ta yüksek sesle bağırmayı büsbütün terketmek edebini öğretmektedir. Araplar yüksek sesle bağırmakla ve benzeri hususlarla iftihar eder, öğünürlerdi. Onlara göre en güçlü, sesi en yüksek olan kimse idi. Sesi en kısık ve alçak kimse de en zelil idi. Yüce Allah bu cahilî ahlâkı,
“Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir” sözleri ile yasaklamış olmaktadır. Yani eğer sesi dolayısıyla bir kimseden korkulması gerekseydi, eşekten korkmak gerekirdi. Böylelikle sesini yükselten kimse ile eşeğin aynı seviyede olduğunu belirtmektedir.”
Başta evlatlarına karşı olmak üzere, gereğinden fazla sesini yükseltenlerimiz için gerçekten müthiş bir uyarı.
Temel mahremiyet eğitimi ile ilgili uyarıların (Nur 58,59) dahi bildirildiği bir Kitap ve bu kitabın insan sureti olan Rasulullah(as)..
Bu uyarıları tatbik etme çabasında olan babalar, anneler ve evlatları…
Müslüman bir anne baba olmak, tabiri caiz ise evlada dünya ve ahiret dengesini kurarak yaşamayı öğretmekle görevli olmaktır. Bu yapılmadığı taktirde hayatı, yaşamayı deneye yanıla öğrenmeye çalışan bireyler ortaya çıkıyor ki bu da kalben, zihnen, bedenen gereğinden fazla yorgun bireylere neden oluyor.
Bu yorgunluğun en aza inmesine vesile olacak, hikmet sahibi ebeveyn olma gayreti, ümmetin bütün anne babalarına nasib olsun. Gayret kuldan tevfik Allah (cc)’dan…
[1] Prof.Dr.Ömer Çelik; ilgili ayetin tefsirinden
[2] İslam ansiklopedisi “vaaz” maddesi
İlk Yorumu Siz Yapın