Şirk, en önemli ama üzerinde en az durduğumuz günah.. Ayet-i kerimede tevbe edilmediği taktirde asla affedilmeyeceği bildirilen, Efendimiz(as)’in ashâbına “karıncanın hareketinden daha gizli” olduğunu söylediği günah.
Bu günahın büyüklüğünün o kadar farkındayız ki, (şeytanın da vesvesesiyle) hiçbirimiz kendimize yakıştıramıyoruz. Bu nedenle de diğer hatalarımız kadar üzerinde durmuyoruz sanki.
Ya da şirki, cahiliye dönemindeki, Allah ile birlikte putları da ilah edinmeden ibaret sanıyoruz. Günümüzde de bu olmadığına göre (!) hayatımızda şirk de yok mantığına bürünebiliyoruz.
Halbuki ayet ve hadislerdeki şirk örneklerine baktığımızda şirkin hala var olduğunu, hepimizin bu günaha çok kolay bir şekilde düşebileceğini görürüz.
Marifet, bu hatayı da işleyebileceğimizi kabul edip hassasiyet göstermek ve fark ettiğimizde tevbe- istiğfarımızı edebilmekte olsa gerek.
Peki ayet ve hadislerde geçen şirk türleri neler? Şimdi onlardan bazılarını görelim;
1)Allah(cc)’ı devreden çıkarıp, sahip olduğu mal, mülk, özelliklerle kibirlenmek suretiyle, kişinin (haşa) kendisini Allah’a eş koşması (Kehf 32-46)
Kehf suresindeki, malı, mülkü, sahip olduğu insan gücüyle kibirlenen, sonunda da bunlar elinden çıkan kişinin “Ah ne olaydı ben Allah’a kimseyi eş koşmayaydım.” ifadesi dikkat çekicidir.
2)Hevayı ilah edinmek (Furkan 43, Casiye 23) : Aklına düştüğü ve nefsinin arzu ettiği şekilde yaşayan “hevâsının kulu” olur.
3)Şeytanı ilah edinmek (Yasin 60,61): Şeytanın kışkırtmalarına kapılıp telkinlerine uyan ve bundan rahatsızlık duymayan kişi şeytanın kulu olur. Bu konuda İbrahim suresi 22.ayette geçen, hesap günü şeytanın söylediği sözler de dikkat çekicidir.
4)Yaratılanları Allah(cc)’ı sever gibi sevme hali (Bakara 165): Allah(cc)’ın sınırsız sevme kabiliyeti verdiği kalbin zirvesinde Allah sevgisi olmalıdır.
Burada özellikle gençlik döneminde yaşanabilen “aşk” kavramı üzerinde durmak isterim. Zira birileri için “ben onsuz yaşayamam, hayatın onsuz bir anlamı yok vb.” ifadelerinin kuruluyor olması tehlikelidir. Bu durum, bu kategoriye girebilir.
Ek bir bilgi olarak bu durumda olan arkadaşlar için şunu söylemek isterim; bu hal, bağımlı bir kişilik yapımızın olduğunun ya da çocukluktan dolması gereken sevgi depolarımızın gerektiği gibi doldurulmadığının bir göstergesi olabilir. Bunların üzerinde çalışılmalıdır.
Ayrıca ,bu konuda, bizim veya ailemizin yadırgadığı birileri ya da yaptığımız büyük konuşmalar da olabilir mi ? Varsa, tevbe- istiğfar ve Bakara 271. ayet gereği hatamızın kefareti için sadaka verilmesi tavsiye edilebilir.
5) Yaratılanlardan, Allah(cc)’tan korkarcasına korkmak (Al-i İmran 175)
Bakara 155.ayette, insanın imtahana tabi tutulacağı şeylerden biri de “korku” olarak bildirilmiştir.
Korktuğumuz kişi veya durum..vb her neyse, onun sahibi de Allah(cc)dır. Bunlardan Allah(cc)’a sığınma yolu seçilmelidir. Sebepler dairesinde yapılması gereken bir şey varsa da yapılmalıdır. Böylece şeytanın, korku duygumuzu kullanarak şirke yol açması da engellenmiş olur inşaAllah.
6)Yardımı Allah(cc)’tan başkasından beklemek(Fatiha 5, Hac 73-74): Allah(cc)’ın bize yardım için vesile eylediği varlıklar, ancak onların da sahibi olan Allah(cc)’ın izni ile yardım edebilirler.
7)Allah(cc)’a ait olan özellikleri, sıfatları yaratılmışlara vermek veya onların bunlara sahip olmasını beklemek
Birkaç örnek verecek olursak;
a)Her şeye Kadir olan, Allah (cc) iken bu vasfı günümüzde Yahudilere(İsrail’e) atfedebiliyoruz.[1] (Haşa) yahudilerin gücü her şeye yeter vb. söylemler olabiliyor. Halbuki onlar da aciz birer yaratılmıştır. (İslam aleminin başına bela olmalarının nedenlerinden biri de bizdeki bu şirk hali olabilir mi acaba?)
b)Sübhan; yani hertürlü eksiklikten münezzeh olan, bir hocamızın tabiriyle “mükemmel olan” sadece Allah(cc)’tır. Bu vasfı da kendimize veya başkalarına atfedebiliyoruz. Ya da diğer kulların sübhan (mükemmel) olmasını bekleyebiliyoruz.
c) Fettah; yani hayır kapılarını açabilecek olan Allah(cc)dır. Bu vasfı da, vesile olan kullara atfedebiliyoruz.
d)Rezzak; yani rızkı veren de sadece Allah(cc)dır. Kendimiz veya işverenimiz değildir. İşlerimizi bahane ederek namaz vb ibadetlerimizi yerine getirmemek de dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
e) Malik; yani herşeyin sahibi sadece Allah(cc)dır.
İnsanlardan, her zaman bizim istediğimiz gibi davranmalarını beklemek, bizim istediğimiz gibi davranmadıklarında fırtına koparmak da kendimizi o insanların maliki gibi görmeye girer.
Bunu özellikle evlatlarımıza karşı daha çok yaptığımızı düşünüyorum. Allah(cc)’ın onlara verdiği kabiliyet ve vasıfları görmezden gelerek bizim istediğimiz alanlara yönelmelerini beklemek, bunun için uğraşmak da bu sahiplenmenin içine girer. Onlar, Allah(cc)’ın birer emanetidir. Anne babalar da, onlara, sahip oldukları kabiliyet, vasıflar doğrultusunda rehberlik etmekle vazifelidir.
f) Hafîz, Müheymin;yani koruyan, himaye eden sadece Allah(cc) iken, kullandığımız muska, doğal taş vb.nin bizi koruduğunu söylemek, Allah(cc)’ın koruyuculuk vasfını bunlara atfetmek de dikkat edilmesi gereken bir husustur.
8) İbadetlerin riya için yapılması
Hz.Peygamber (sas) “Ümmetim için gizli şirk ve şehvetten kaygı duyuyorum” demiş, “Sizden sonra da hâlâ şirk olacak mı?” sorusuna, “Evet, fakat güneşe, aya, taşa ve puta tapmak şeklinde olmayacak, insanlar ibadetlerini riya için yapacaklar” cevabını vermiştir (Müsned, IV, 124).
Bu yazıyı okuyup endişelenenler olabilir. Onlar için şunu söylemek isterim;
Şeytan vesvesesine kapılıp ümitsizliğe düşmeyelim. Hiçbirimiz “sübhan” değiliz. 🙂
Önemli olan hatalarımız konusunda gevşeklik göstermemek, vakti gelen tevbe-istiğfar ibadetimizi yerine getirebilmektir.
Şirk de dahil hatalarımızı inkar etmeden, tevbe-istiğfar edip yolumuza devam edebilmek hepimize kolay olsun inşaAllah..
Yazıyı, Rasulullah(as)’ın şirkten korunma duası ile bitirelim ;
“Allahümme innâ neûzü bike min en nüşrike bike şey’en na’lemühü ve nesteğfiruke limâ lâ ne’lem.”
‘Ey Allah’ım! Biz, (Senin ortağın olmadığını) bildiğimiz bir şeyi Sana ortak etmekten Sana sığınırız ve bilme(yerek işle)diğimiz şeylerden dolayı da Senden mağfiret dileriz.’ Amin…
(Ahmed ibni Hanbel,El-Müsned, no:19606,32/384).
[1] Taha Kılınç Hoca’dan alıntıdır.
Allah razı olsun kıymetli hocam
Amin..Sizden de Allah razı olsun Nurhan hocam