Dil ve Klavye Yaralarına Karşı Reçete; Dayyib Kelam

Eşler arası, arkadaşlar veya anne baba- çocuk arası… ilişkilerin bozulmasına neden olan başlıca  hususlardan biri de “kalbe açılan dil yaraları”. Şimdi bunun diğer bir versiyonu da sosyal medyadaki “kalbe açılan klavye yaraları.”

Bu yaralar o kadar normal bir hale getirildi ki özellikle gençler arasında  bunu yapmayanlar “ezik” muamelesi görür halde. “Şaka” adı altında açılan yaralar da işin başka bir boyutu.

Yapılanın yanlış olduğunu dile getirdiğiniz de ise “Hayatı bu kadar ciddiye alma!” vb saçma cümlelerle karşılaşabiliyorsunuz. 

O büyük günde, insanların kalbine açtığımız dil veya klavye yaraları günah olarak karşımıza çıktığında “Ben sadece şaka yapmıştım. Hayatı bu kadar ciddiye almasaydı !” diyebilecek miyiz? diye sorası geliyor insanın.

Müslüman isek her halimiz gibi kelamımızın da, klavyemizin de  müslümanca olması gerekir. Müslümana yakışan bunun çabası içerisinde olmaktır. 

Efendimiz(as)’in  Allah’a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 31…) hadisini kim bilir kaç defa duymuşuzdur. Hadisin başındaki “Allah(cc)’a ve ahiret gününe inanan” kaidesi hiç dikkatinizi çekti mi? Bu kaide, Allah’a ve ahiret gününe iman ettiğimizin göstergelerinden birinin de kelamımızın Allah rızası için “hayır üzere” olması olduğunu gösterir. 

“Peki Kur’an’da kelam, söz, konuşma..ile ilgili geçen ayet var mı?” dersek işte bu sorunun cevabı olabilecek bazı ayetler de şunlardır;

1)İbrahim 24-26: Görmedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptı: Dayyib(temiz, güzel) söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah, öğüt almaları için insanlara böyle benzetmeler yapar.

Habis(kötü, çirkin) sözün durumu da gövdesi yerin üstünden koparılmış, sabit olmayan kötü bir ağaca benzer.

“İbn Abbâs bu âyeti açıklarken şöyle demiştir:

Güzel söz, “Lâ ilahe illallah” sözüdür. Güzel ağaç ise mümindir. Lâ ilahe illallah sözü her zaman müminin kalbindedir. Müminin ameli bu sözle semaya yükseltilir. Her zaman meyve vermesinden kasıt, gece gündüzün her saatinde Allah’ı zikretmesidir. 

Kötü sözden kasıt şirk, kötü ağaçtan kasıt ise kâfirdir. Şirkin, kâfirin tutunabileceği ne kökü, ne delili vardır ve Allah, şirkle beraber hiçbir ameli kabul etmez.” [1]

“İman ve kelime-i tevhid sözünden sonra sırasına göre söylenen bütün güzel sözler, bu temsilin muhtevasına ve ifade ettiği mânaya dâhildir. Bu bakımdan, güzele talip olan insanlar, dillerini kelime-i tevhide, sözlerin en güzeli Kur’an’ı okumaya ve hep güzel sözler söylemeye alıştırmalıdırlar.

Aynı şekilde şirkten sonra bütün kötü sözler de bu temsilin muhtevasına ve ifade etmek istediği mânaya dâhildir.”[2]

2)İsra 53: Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır

“Şeytan insanların arasını en fazla konuştukları faydasız ve gönül incitici sözlerle bozar. Zaten o insanın apaçık düşmanı olup, bulduğu her fırsatı bu yönde değerlendirmekten bir an geri durmaz. Bu sebeple de sözün en güzelini söylemeye ve şeytana ip ucu vermemeye gayret etmek gerekir.”[3]

 Sonu çok büyük trajedilerle bitebilen trafik kavgalara, aile içi tartışmalara.. baktığımızda bunların başlama nedeni basit gibi görülen kötü bir söz olabiliyor. İşte bunlar maalesef şeytana ip ucu vermek oluyor.

Aynı şekilde anne babaların çocuklarına karşı sarfettikleri “ne kadar aptalsın, beceriksizsin, tembelsin..vb ifadeler, küfürler, dalga geçişler de ebeveyn- çocuk ilişkisinin bozulmasında şeytana ip ucu vermektir.

3)Nisa 148: Allah, kendisine haksızlık edilen dışında (hiç kimse tarafından) açıkça kötü söz söylenmesini sevmez. Doğrusu Allah, işitendir, bilendir.

“Yüce Allah, kullarının çirkin söz söylemesini asla sevmez. Çünkü onları ahsen-i takvim üzere yani ahlâki bakımdan en üstün bir şekilde yaratmıştır. Dolayısıyla onların çirkin, gayr-i ahlâkî sözler sarf etmesini yasaklamıştır. Ancak bunlar içerisinde kendilerine zulmedilenler, zulmedenden şikâyetçi olup, haklarını arayabilirler. Onların aramalarında üzerlerine bir vebal yoktur. Fakat haklarını ararken karşı tarafa haksızlık yapmamak şartıyla hareket etmelidirler. Yüce Allah’ın, kullarının kötü söz söylemesini sevmemesi, onlara ne kadar değer verdiğinin bir alâmetidir. Ve onların şerefinin ne kadar yüksek olduğunun ifadesidir. Bu bakımdan Allahü teâlâ kullarının kötülük yapmalarına ve birbirlerine karşı çirkin söz söylemelerine asla razı değildir. Bu emri çiğneyenleri de elim bir azap ile cezalandıracaktır. Bu âyet-i celîle, mazlumun hakkını aramasına ruhsat vermektedir.”[4]

“Güzel söz sadakadır.”[5] hadis-i şerifinin zirve noktada hayata geçirildiği ecdadımız Osmanlı’dan  bazı  sadaka örneklerini de yazmak isterim ;

-Osmanlı’da “kapıyı kapat” denilmez  Allah (cc) kimsenin  kapısını kapatmasın diye  düşünüldüğünden “Kapıyı ört.” ya da  “Kapıyı sırla.” denirdi.

-“Lambayı söndür.” denilmez. Allah kimsenin ışığını söndürmesin diye düşünülerek “Lambayı dinlendir.” denirdi. Aynı şekilde “Lambayı yak.” denilmez. “Lambayı uyandır.” cümlesi tercih edilirdi.[6]

Firavuna dahi tebliğ esnasında “yumuşak söz (gavlen leyyinen) söylenmesi”  buyrulmuş[7] bir dinin mensupları olarak bu konuda  ecdadımız misali tekrar hassasiyet göstermek nasib olsun.


[1] İmam Suyuti; Ed’Durru’l Mensur; ilgili ayetin tefsiri

[2] Prof.Dr.Ömer Çelik; Hakkın Daveti Kur’an-ı Kerim Meali ve Tefsiri; ilgili ayetlerin tefsiri

[3] Prof.Dr.Ömer Çelik; Hakkın Daveti Kur’an-ı Kerim Meali ve Tefsiri; ilgili ayetin tefsiri

[4] Semerkandî; ilgili ayetin tefsiri

[5] Buhari,Edeb 34,Cihad 128, Müslim, Zekat 56

[6] aileokulu.meb.gov.tr (Osmanlıdaki adabı muaşeret kuralları)

[7] Taha 44

2 Yorum

  1. Ayşenur Takalak demiş ki:

    Allah razı olsun hocam ne güzel aydınlanıyoruz. [bu da dilimize yeni yerleştirildi. ] Rabbim ilminizi hilminizi arttırsın ne mutlu bize

    Şubat 15, 2025
    Yanıtla
    • admin demiş ki:

      Sizden de Allah razı olsun Ayşenur Hanım.Her daim birbirimizin aydınlık vesilesi olalım inşaAllah..

      Şubat 18, 2025
      Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir