Kur’an’da “temiz (dayyib)” vasfıyla bildirilen kavramlar vardır. Bunlardan bazıları şunlardır;
Yeryüzündeki şeylerin temiz olanları (Bakara 168,172..), temiz zürriyyet (Al-i İmran 38), temiz toprak (Maide 6), temiz belde (Araf 58), Adn cennetlerinde temiz meskenler (Tevbe 72), temiz kelam (İbrahim 24,Fatır 10), temiz ölüm(Nahl 32), temiz hayat (Nahl 97)
Bu yazıda temiz rızık ve temiz zürriyyet kavramları üzerinde duracağız inşaAllah;
Bakara 168-169.ayetlerde şöyle buyrulur; Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz(halal ve dayyib) olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
Bu ayette, sadece ‘helal’ değil de bir de ‘temiz(dayyib) olanlarından’ ifadesinin kullanılmış olması dikkat çekicidir.
Demek ki yenilen şeylerin helal olmasıyla birlikte “ temiz(dayyib) ” olmasına da dikkat edilmelidir. Buradaki temiz(dayyib) lafzına iki mana verilmektedir ;
1)Rızkın temiz, sağlıklı ve güvenilir olanlarıdır.
Yani yenilen şeylerin pis ve sağlıksız olmaması manasındadır. Dolayısıyla helal bir üretim pis ortamda veya sağlıksız katkılar ile yapılıyorsa buna haram denilmese de dayyib değildir denilir.[1] Bu konuda bugün bazı ürünlerin içindeki insan sağlığına zararlı olduğu bilinen (böcek vb. den üretilen) maddeleri örnek verebiliriz
2)“Temiz olanlardan” ifâdesinden murad , içinde başkasının hakkı olmayan şeydir. Nitekim Cenâb-ı Allah, “yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarında ancak ateş yemiş olurlar” (Nisa, 10) buyurmuştur.[2]
Bu ayetlerde “Helal ve temiz olanlardan yiyin” denildikten sonra “ şeytanın izinden yürümeyin” denilmesi de dikkat çekicidir.
Demekki helal ve dayyib olmayan şeylerin tüketilmesi şeytanın peşinden gitmektir. Haram, günah olan her türlü şey şeytan ve kabilesini çeker.[3] Haram lokma ile beslenen bir beden de elbette daha fazla çeker. Helal ve temiz olandan yemek, şeytanın vesvese kapılarını kapatmaya da yardımcı olur.
Temiz (Dayyib) Zürriyyet
Al-i İmran 38:Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından temiz bir zürriyyet bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.
Ayette geçen zürriyyet, nesil demektir. Temiz; huyları ve amelleri temiz olan, kendisinde ayıplanacak ve kötü görülecek bir şey olmayan demektir.[4]
İnsan, hayatında da ölümünden sonra da çocuğundan faydalanmayı umud eder.[5] Rasulullah(as)’ın şu hadis-i şerifi bu konuda bir müjde gibidir;
“İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”(Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizî, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8)
İnsanın ölümünden sonra dahi faydalanmayı ümit ettiği evlatları, zürriyyeti hakkında İsra suresi 61-65.ayetlerde şundan bahsedilir;
Şeytan, Adem(as)in zürriyetini peşine takmak ve mal ile evlatlarına ortak olma çabasındadır.
Görünen o ki şeytanın insanoğlunu tuzağa düşürmeye çalıştığı, vesvese verdiği hususlardan ikisi; mal ve evlatlar. Temiz bir zürriyyete sahip olmanın bir yolu da elbette şeytanla bu ortaklığa girmemekten geçer!
(Konumuz itibariyle) “Şeytanın ortak olduğu evlatlar hangileridir?” sorusunun cevabı tefsirlerde şu şekillerde verilmektedir;
1)Karı koca ilişkisi öncesinde “Besmele” çekilmesiyle şeytanın doğacak çocuğa zarar veremeyeceği ile ilgili bir hadis mevcuttur. (İman ve bedenine zarar veremeyeceği şeklinde de yorum yapılıyor) Bu hadisten yola çıkarak besmelesiz başlanan karı koca ilişkisi ile doğan çocuk şeytanın ortak olduğu çocuklardandır.[6]
2)Zina yolu ile dünyaya gelen çocuklardır.
3)Allah yolunda yetiştirilmeyip, haram helal hassasiyeti taşımadan, yanlış inanç ve kötü ahlâk üzere yetiştirilen çocuklar da şeytanın ortak olduğu çocuklardır.
Şeytanın ortak olduğu evladın nasıl ayırt edileceğini de, Efendimiz(as)’in şu hadis-i şerifinden öğreniyoruz;
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, şeytanlar onların evlatlarına ortak olacaklar. Denildi ki; “Bu da olacak mı ya Resulallah?” Buyurdu ki, “evet.”
Dediler ki: “Bizim evlatlarımızı onların evladından nasıl ayırdedeceğiz?” Buyurdu ki: “Haya ve merhamet azlığından anlaşılacak. [7]
Günümüzün en derin yaralarından biri; müslüman yeni nesildeki haya ve merhamet azlığı..
Tevbe istiğfar yolunu tutup, yeni nesillerimizin, temiz zürriyet olması için çaba sarfetmek nasib olsun cümlemize.
Kur’an’da, zürriyet, nesil denildiğinde aklıma gelen ayetlerden biri de Kehf Suresi’nde Musa(as) ile Hızır(as)’ın yolculuğu esnasında, kendilerine İlahi yardımın lütfedildiği, iki yetim evlattan bahsedilen ayettir.( Kehf 82) Bu evlatlardan bahsedilirken özellikle babalarının “salih” bir kimse olduğundan bahsedilmiş olması dikkat çekicidir. Ayetin tefsirinde, babanın salih olmasının evlatlarına fayda sağladığından bahsedilir.[8] Yani salih bir kul olmamız, bizden sonraki evlatlarımıza, Allah(cc) katından ilahi yardımın, hayrın ulaşmasına vesiledir. Gerçekten anne babaları dosdoğru yol üzere olmaya teşvik eden müthiş bir bilgi!
Son olarak Kur’an’da geçen, hem zürriyyet hem de soy(anne-baba) için yapılan birkaç duayı da yazarak bitirelim;
“Rabbim! Beni ve zürriyetimi namazı dosdoğru kılanlardan eyle! Rabbimiz dualarımızı kabul buyur! Rabbimiz! Hesapların görüleceği o gün beni, ana-babamı ve bütün mü’minleri bağışla!” (İbrahim 40,41)
“..Nihâyet insan güçlü kuvvetli çağına erişip kırk yaşına varınca şöyle der: “Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeyi ve seni hoşnut kılacak sâlih ameller işlemeyi bana nasip et. Zürriyyetimden gelenleri de sâlih insanlar yap. Tevbe edip senin kapına döndüm ve ben tam bir teslimiyetle sana boyun eğenlerdenim.” (Ahkaf 15)
Onlar: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzü aydınlatacak, gönlümüzü sevindirecek kimseler ihsân eyle! Bizi takvâ sahiplerine önder yap!” diye duâ ederler. (Furkan 74)
“…Onu ve zürriyyetini kovulmuş şeytandan korumanı senden istiyorum” dedi. (Al-i İmran 36)
“…Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin! (Haşr 10)
Ümmet-i Muhammed’e “dayyib rızık ve dayyib zürriyyet” nasib olması duasıyla..
[1] (https://hayreddinisbilir.wordpress.com/2017/02/13/gidalarda-helal-ve-tayyib-kavramlari/)
[2] Fahruddin er-Razi; Tefsir-i Kebir ( ilgili ayetin tefsiri )
[3] Şuara 221,222: Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkar yalancıya inerler.
Zuhruf 36-38: Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
[4] İsmail Hakkı Bursevi; Ruhu’l Beyan ( ilgili ayetin tefsiri )
[5] Kurtubi; ilgili ayetin tefsiri
[6] Bu hadisin açıklaması için; Prof.Dr.Yaşar Kandemir, Prof. Dr. Raşit Küçük, Prof. Dr.İsmail Lütfü Çakan; Riyazü’s Salihin c.6 s 286
[7] Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi ; Ramuzu’l Ehadis; c.2, 6256.hadis; Pamuk Yay.
[8] İsmail Hakkı Bursevi. Ruhu’l Beyan; ilgili ayetin tefsiri, Prof.Dr. Ömer Çelik. Hakkın Daveti Kur’an; ilgili ayetin tefsiri vb.
İlk Yorumu Siz Yapın