Kainatın işleyiş şeklini kendi nefsimizden değil de her şeyi yaratan Allah(cc)’ın gönderdiği Kur’an ve onun açıklayıcısı olan Rasulullah(as)’dan öğrenip, yaşanan sorunlara bunları da göz önünde bulundurarak çözümler üretmek gerekir.
Bu yazıda manevi hayatımız ile maddi(dünyevi) hayatımızın birbirinden bağımsız olmadığını, çoğu müjdeler içeren ayet ve hadislerden yola çıkarak ortaya koymaya çalışacağız;
1)Sabredenlere “salavat ve rahmet” vaadedilmektedir. (Bakara 155-157)
Sabır, kısaca Allah(cc)’a güvenmekten vazgeçmemektir.
Tefsirlerde salât(çoğulu salavat) çoğunlukla “mağfiret” (bağış) kelimesiyle açıklanmıştır. Fahreddin er-Râzî ise bu âyetteki salât ve rahmet kelimelerini şöyle açıklar: “Salât Allah’tan olunca senâ, medih (övgü) ve yüceltme anlamına gelir; rahmet ise Allah’ın verdiği ve vereceği nimetlerdir” (IV, 155).[1]
–“Herhangi bir müslümana bir musibet dokunur da o da Allah’ın emrettiği gibi Allah’a sığınır ve : “Ey Allah’ım, başıma gelen musibetin mükâfaatını ancak senden isterim, sen onun mükâfaatını bana ver ondan gördüğüm zararı gider.” diye dua edecek olursa Allah o musibete karşılık o kişiye sevabını verir ve karşılığında, musibetten dolayı kaybettiğinden daha hayırlısını verir. (İbn-i Mâce, el-Cenaiz, bab: 55, Hadis No: 1598/Ahmed b. Hanbel, Müsnet, c.4,s.27)
– “Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.”(Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52).
2)İman edip takva ehli olan toplumlara yerden ve gökten bereket kapıları açılır. (Araf 96)
3)Takva ehli olanlara zorluklar karşısında çıkış kapısı açılır.
Resûlullah (s.a.s.) bir gün:
“–Ben bir âyet biliyorum. Şâyet insanları onu tutsalardı hepsine yeterdi” buyurmuştu.
Ashâb-ı kirâm (r.a.): “–Ey Allah’ın Rasûlü, bu hangi âyettir?” dediler.
Resûl-i Ekrem (s.a.s.): “…Kim Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakınırsa(takva ehli olursa), Allah zorluklar karşısında ona bir çıkış kapısı açar” (Talâk 65/2) âyetini tilâvet buyurdu. (İbn Mâce, Zühd 24)
4)İstiğfara devam edenlere müjdeler
a)İstiğfara devam edenlere bol yağmur, mal, evlat, bağ, bahçe ve akan ırmaklar müjdesi (Nuh 10-12)
b))Her darlıktan çıkış, her üzüntüden kurtuluş, beklenmedik yerden rızık müjdesi
–“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir 26. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 57)
5)İman ederek salih amel işleyenlere güzel bir hayat yaşama müjdesi vardır. (Nahl 97)
6)Şükreder olmak nimetin artmasına, nankörlük ise elden kaçmasına neden olur. (İbrahim 7)
7)Tevekkül edenlere (Allah(cc)’a güvenenlere) Müjdeler;
Tevekkül, hiçbir şey yapmadan sadece Allah’ın yardımını beklemek değildir. Gerek yapılacakları yaparken gerekse sonrasında Allah(cc)’a dayanıp, güvenmektir.
a)Allah(cc)’a tevekkül edenler üzerinde şeytanın hakimiyeti yoktur. (Nahl 98-100)
b) Rızık konusunda da başkasına değil, Rezzak olan Allah(cc)’a güvenmek, rızıklanma vesilesidir.
“Eğer siz gereği gibi Allah’a güvenip dayansanız, Allah Teâlâ, sabahları boş kursakla çıkıp akşamları dolu kursakla dönen kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırır.” (Tirmizî, Zühd 33; İbn Mâce, Zühd 14)
8)Dosdoğru kılınan namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. (Ankebut 45)
9) Teheccüd(gece namazının) faydaları;
“Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan sâlihlerin adetidir; Rabbinize yakınlık (vesilesi)dir; günahlardan koruyucudur; kötülüklere kefârettir, bedenden hastalığı kovucudur.”[Tirmizî, Da’avât 112, (3543, 3544).]
10)İnfak edenlere müjdeler:
İnfak,dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir.[2]
a)Allah(cc), yapılan infakın karşılığını kat kat fazlasıyla verir. (Bakara 261)
b)İnfak, başa kakmadan, gönül kırmadan yapılmalıdır. Bu kullar için geleceğe dair korku ve geçmişe dair hüzün yoktur. (Bakara 262,263)
c)Gizliden verilen sadaka günahların bir kısmının örtülmesine vesiledir. (Bakara 271)
11)Allah(cc), faizli malın bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir. (Bakara 276)
12)Zekat vermeyen toplumların yağmurdan mahrum kalmaları, hayvanları olmasa hiç yağdırılmayacak olması
“Mallarının zekâtını vermekten kaçınan her millet, mutlaka yağmurdan mahrum bırakılır ve hayvanları olmasa, onlara yağmur yağdırılmaz.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22; Hâkim, IV, 583/8623)
12)Haram lokma duaya icabeti engeller.
“Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duasına nasıl icabet edilir!”
(Müslim,Zekat 65; Tirmizi, Tefsiru’l Kur’an 32)
13)Kur’an’ın hükümlerini görmezden gelmek şeytana davetiye çıkarır. Yanlış yolda olduğu halde kişi kendini doğru yolda sanır.
Zuhruf 36-38:Kim, Rahmân’ın Zikri’ni(Kur’an’ı) görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Görüldüğü gibi; maddi hayatımız, manevi hayatımızdan bağımsız değildir. İstiğfar, takva, namaz, sadaka, zekat, sabır, şükür, tevekkül, helal lokma hassasiyeti vb. ile bereket, huzur vb arasında bağlantı bulunmaktadır.
Dolayısı ile bunları gözardı edip kendimizin veya başkalarının ürettiği (evrene mesaj gönderme, numeroloji vb), Kur’an ve sünnette yeri olmayan çözümler aramak beyhudedir.
“Ama çözüm oluyor(!)” deniyorsa da bilinmelidir ki; bu sadece, yanlış yolda olunduğu halde doğru yolda olduğumuzu zannetmemiz için şeytanın oynadığı bir oyundur. Şeytanın oyuncağı haline gelip, şirke kadar götürebilecek bir durumdur.
Bereket, bolluk, huzur vb. kavramlara erişebilmek için kendi nefsimizden ya da başka insanların nefislerinden ürettiği çözümlere değil de Kur’an ve sünnet’de sunulan çözümlere başvurmak nasib olsun hepimize..
[1] Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, c.1 , s.241-242, Diyanet İşleri Başkanlığı Yay., Ankara 2006.
[2] TDV İslam Ansiklopedisi “İnfak” maddesi
İlk Yorumu Siz Yapın