
2.grup ateistler; Psikiyatrist Prof Dr.Nevzat Tarhan hocanın tabiriyle Müslümanların temsil problemleri nedeniyle ateist olduğunu söyleyenler:
Bunu üçe ayırabiliriz:
a)Dindar olduğunu söyleyen müslümanlardaki ahlaki olmayan davranış şekillerini görüp ateist olduğunu söyleyenler.
Bazı zengin müslümanların yaşamlarındaki her türlü israf hali, müslüman olduğunu söyleyen bazı kişilerin kul hakkına çekinmeden girebilmelerini bu davranış şekillerine örnek verebiliriz.
b)Dindar olduğunu söyleyen anne baba veya çevrenin, kendilerine karşı yanlış tutumları neticesinde ateist olduğunu söyleyenler.
Yaramazlık yaparsan, beni üzersen, Allah seni yakar!! vb ifadeleri, camide çocuklara kızmaları, namaz, oruç eğitimlerinde yapılan hataları, çocuğu değersizleştirmeye, aşağılamaya yönelik ebeveyn davranışlarını bu yanlış tutumlara örnek verebiliriz.
c)Hafızlık gibi dini eğitim yapılan bazı kurumlarda görülen katı, yanlış din eğitim şekilleri nedeniyle ateist olduğunu söyleyenler.
Reçete 3:
a)Öncelikle sorunun (haşa) dinde değil dini yaşadığını söyleyen müslümanlarda olduğunu anlamamız gerekir.
Bizleri rahatsız eden şeylere dair, ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde pekçok uyarılar bulunmaktadır. Fakirlere verilmesi gereken zekatdan tutun, boş alanların temiz tutulmasına, insani ilişkilerde alay etmeme, lakap takmama, kusur aramamaya… kadar haram kılınan davranışlar, yapılması istenen farzlar…
Müslüman olduğunu söylenip, Allah(cc)’ın koyduğu haramlara ve farzlara uyma konusunda hassasiyet göstermeyenlere kızıp dinden vazgeçmek pireye kızıp yorganı yakmaktır.
Efendimiz(as)’ın hayatına baktığımızda O’na yardımcı olanların çoğunun gençler olduğunu görürüz. Ben inanıyorumki bugün de Kur’an ve sünnet ahlakına gerçekten uyup yeniden diriliş gençlerin örnekliği vesilesi ile olacaktır.
b) Günümüzde özellikle anne babaların çocuklarını, arkadaşların birbirlerini… değersizleştirme, aşağılama, küçük düşürme çabaları had safhada..
Özellikle çocuklara ve gençlere davranışında yumuşak, anlayışlı, onları da bir birey olarak ciddiye alıp tebliğde bulunan, onlara görev veren bir peygamberin ümmeti olarak gerçekten bu üzücü bir tablo.
Anne baba ve dindar çevrenin bu tür değersizleştirme, aşağılama davranışlarının, gençlerde, inanç boyutundaki yansıması günümüzde maaalesef ateizme kadar varabilmektedir.
Peki böyle bir davranışla karşılaştığımızda ne yapmalıyız?
-Öncelikle değer biçme makamının insanlar değil Allah(cc) olduğunu bilmemiz gerekir. Bunu bilirsek, birileri bizi değersizleştirmeye çalıştığında hemen kendimizi dağıtmaz, kendimizden, değerimizden şüphe etmeyiz.
-Anne-babamıza, hocamıza, küçük düşürmeye, değersizleştirmeye çalışmalarından dolayı rahatsız olduğumuzu, üzüldüğümüzü usulünce, edeb sınırlarını koruyarak dile getirmeye çalışmalıyız. Hatta usulünce ilgili ayet ve hadisleri bile hatırlatabiliriz.
Unutmayalımki ergenlikle birlikte artık Allah(cc), bizleri anne babamızdan bağımsız olarak kendine muhatap alır. Vazgeçmeden, çözüm için güvendiğimiz birileriyle konuşabiliriz. En başta da Rabbimizle..
-Burada psikolojideki “yer değiştirme” diye adlandırılan savunma mekanizmasından da bahsetmek isterim. Örnek verecek olursak; kişi patronuna kızar ama bunu dışarı istediği gibi yansıtamayıp evde eşine, çocuğuna öfkelenir, öfkesini onlara yönlendirir.
Anne babaya, hocaya öfkelenip bu öfkeyi (haşa) Allah(cc)’a, O’nun dinine yada Kur’an’a yönlendirmek de bir tür “yer değiştirme” savunma mekanizmasını devreye sokmadır.
Böyle bir durumda ne anne babamıza ne de hocalarımıza… hiçbir şey olmaz. Allah muhafaza, olan sadece bize olur. İmanımız tehlikeye girmesin..HİÇBİRŞEY ALLAH(CC)’IN SEVGİSİNİ KAYBETMEYE DEĞMEZ.
Ayrıca değersizleştirme, küçük düşürme gibi davranışlar içinde olan kişi kim olursa olsun bilelim ki büyük ihtimalle onların dertleri karşısındakiyle değil kendileriyledir. Sergiledikleri yanlış tavırlar sadece iç alemlerinde kendilerine dair olan değersizlik hissi başta olmak üzere bazı olumsuz hallerini örtme çabalarıdır.
c)Kıymetli hocalarım, öğrencilerimize karşı öfkeli ve sert davranışlar içerisindeysek lütfen dikkat; öğrencilerimizi, özel hayatımızda yaşadığımız öfkeleri kendilerinden çıkarabileceğimiz malzemeler olarak kullanmamalıyız. Çocukken bize karşı yapılan hataları onlarda tekrarlamamalıyız. Zinciri kırmaya ne dersiniz?
“Yumuşak davranınca tepemize çıkıyorlar.” deyişinizi duyar gibiyim. Bu bile öncekilerden öğrendiğimiz ve kendimizi bu şekilde şartlandırdığımız yanlış bir bilgiden başka bir şey değil. Çocuklarla, gençlerle, onlarla dalga geçmeden, aşağılamadan kendi çocukluk ve gençliğimizi de unutmadan iletişime geçtiğimizde muhabbet temelli bir eğitim- öğretim hasıl oluyor. Bu iletişim şeklimize rağmen hala daha öğrencide sorun olduğunu görüyorsak bilinki büyük bir ihtimalle öğrencinin içinde kopan fırtınalar vardır, yardım istiyordur ve dışa yansıması da, sorun ne ise, o şekildedir. Kızıp, öfkelenme yerine, manevi danışman, psikolog yönlendirmesi yapmamız hem onun hem de bizim sinirlerimiz açısından daha iyi olacaktır 🙂
Birilerinin bizim kalbimizde, ruhumuzda bıraktığı acıların aynısını öğrencilerimizde de bırakıp nefretle anılacak, onların dinden çıkışına sebep olabilecek hocalar olmaktan Rabbim bizi muhafaza eylesin.
Kalbe, ruha şifa olup hayır dualarla anılan hocalardan olmak nasib olsun hepimize..
Anne babalarımıza hitabı 4.yazıda daha geniş bir şekilde alacağız inşaAllah.
Selamün aleyküm çok önemli noktalara deginmissiniz bende naçizane başka bir konuyu söylemek isterim gençlerin eğlence anlayışı sosyal hayatı maalesef muhafazakar kesim tarafından karşılık bulamıyor onlar İslamiyeti sıkıcı buluyorlar liseye/üniversiteye giden bir genç kız tesettüre girmek makyajdan vazgeçmek istemiyor dışarıda rahatça takılmak(!) istiyor bu konuda maalesef dini hassasiyeti olan insanlar gençlere iyi örnek olamıyor biz dışarıdan dünyadan vazgeçmiş isteklerini öldürmüş ruhlar gibi gözüküyoruz en kötüsü gençlere evlenince makyaj yaparsın gezersin vs vs diyoruz bunu 15 yaşında ilerde evlenip evlenemeyecegi belli olmayan küçücük çocuklara söylüyoruz onlar da tesettürü evlilikten sonrasına erteliyor onlar şu an gencliklerini yaşamak istiyor akranlari arasında ezik görünmek istemiyorlar helal daire keyfe kafidir ama bunun için evliliği idealize etmek evlilik sonrasına ertelemek çok yanlış bir davranış…. helal dairede kız kıza ortamlar kurup kızlara süslenme şıkır şıkır giyinme fırsatı sunulmalıdır illa kız erkek karışık ortamlarda değil böyle yerlerde de eğlenceli muhabbetler donebildigi çocuklara gösterilmelidir. 2024 yılında gençleri kazanmak istiyorsak daha sosyal hayatta aktif bir İslamiyet ortamı oluşturmaliyiz bu konuda sizin de düşünceleriniz merak ediyorum belki bu konuda da bir yazi yazarak bizlere faydalı olabilirsiniz
Aleyküm selam.Katkınızdan dolayı teşekkürler.İnşaAllah nasib olsun.
Çok faydalı bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık…
Teşekkür ederim.
Kıymetli bir Hocam bize:”Kulluğun en büyük özgürlük olduğunu söylemişti.” Yazınızı okuyunca bu cümle zihnimde tekrar tekrar yankılandı. Kaleminize sağlık…
Elhamdülillah..Teşekkür ederim.
Elinize ssğlık güzel anlatılmış
Teşekkür ederim.