Sünnet-i seniyye ve hadis-i şerifler (özellikle de sahih olduğu alimlerce belirtilenler) hakkında görüş beyan ederken dikkat edilmelidir. Zira “Benim aklıma yatmıyor, nasıl olsa sünnet yapmaya gerek yok vb.” anlayışla yapılan yorumlarda, sesimizi, dinin öğretmeni Rasulullah(as)’ın sesinin üzerine çıkarma ihtimali vardır. (Hucurat 2.ayet) Allah muhafaza bu da, ayette geçtiği üzere amellerimizin boşa gitmesi demektir.
Hikmeti zaman içerisinde anlaşılan pek çok ayet ve hadis gibi, anlam veremediğimizi söylediğimiz hadislerin de zaman içerisinde anlaşılma ihtimali olduğu unutulmamalıdır.
Şimdi gelin, Efendimiz(as) ile ilgili yazılarımızın (birinci yazı–ikinci yazı) üçüncüsü olan bu yazımızda sünnet-i seniyyelerin bizlere sağladığı bazı kolaylıkları, faydaları maddeler halinde görelim inşaAllah;
1) İnsanın “Ne yapacağım ?” diye düşünmesine gerek kalmadan rahat hareket etmesine imkan tanır.
Sünnet-i seniyye’ye baktığımızda ayrıntı gibi görünen konular (çocuk doğduğunda yapılacaklar, ilk öğretilecek kelimeler, hela adabı, uyku adabı, yemek adabı vb.) ile ilgili dahi bilgiler olduğunu görürüz. Öyle ki insanın “Ne yapacağım ?” diye düşünmesine gerek kalmadan rahat hareket etmesine imkan tanımaktadır.
2) Şeytan vesveseselerinin zayıflama vesilesidir.
Efendimiz(as)’ın, veda hutbesinde geçen şu ifadeleri dikkat çekicidir;
“ …Ey Mü’minler, gerçekten şeytan, sizin şu topraklarınızda kendisine kulluk edilmesinden ümidini ebediyen kesmiş bulunuyor. Fakat o, önemsiz saydığınız iş ve davranışlarınızda kendisine uyulmasından memnun olacaktır. Dininizi ondan koruyunuz!”
( İbn Hişam. Siyre, IV, 251)
“Bilindiği gibi şeytan, Allah’tan, insanları doğru yoldan saptırmak için izin istemiş ve kendisine bu izin verilmiştir. Şeytanla mücadelede bize en lâzım olan Rasûlün bıraktığı emanet; Allah’ın kitâbı ve kendisinin sünnetidir.”[1]
Hadis-i şeriflerde, günlük yaşantımızda şeytana karşı almamız gereken, bazen önemsiz saydığımız bir çok önlemden bahsedilir (şeytanın yenilen yemeğe ortak olmaması için besmele çekilmesi vb). Şeytana karşı alınması gereken bu önlemlere dair bilgilere riayetle, vesveselerin zayıflaması söz konusu olur.
3) Günlük yaşam içerisinde Allah(cc)’ı anmanın, hatırlayışın kolaylaşmasına vesile olur.
Kur’an’da;
Vesvese geldiğinde Allah(cc)’a istiaze (sığınma) – Araf 200
Allah(cc)’ın isminin anılması, unutulmaması – Ahzab 41; Ala 14,15; Nur 36
Düşmanla karşılaşıldığında Allah(cc)’ın zikredilmesi – Enfal 45…gibi Allah(cc)’ın unutulmaması, zikredilmesine dair ayetler mevcuttur.
Sünnet-i seniyye, Rasulullah (s.a.s)’ın hayatımızın her anında Allah’ı anmamızı sağlayacak dualarıyla ve besmele ile başlama uyarılarıyla doludur.(Yemek duaları, eve giriş çıkış duaları, yatmadan önce ve uyanınca dualar, hela duaları, elbise giyerken dua, herhangi bir bineğe(arabaya) binerken dua, iftar duası, namaz sonrası çektiğimiz tesbihler vb.) Bu duaları, tesbihleri namaz ile birlikte hayatına sokan, günlük rutini haline getiren bir insanın Allah’ı anması, hatırlayışı elbette daha kolay olur.
4) Rasulullah(as)’ın, asırlar önce tıb alanıyla ilgili söylediklerine kulak verilmesi daha sağlıklı bir toplumun ortaya çıkmasına vesile olur.
Hadis kitablarının Kitabu’t-Tıb bölümlerinde[2] Rasulullah(as)’ın sağlık ile ilgili aktardığı pek çok bilgi olduğunu görürüz;
-Yemek yenildiğinde midenin 1/3 nin su,1/3 nin yemek,1/3 nin nefes için bırakılması
-Oturarak su içilmesi
-Çörek otu, ud-i hindi vb. bitkilerin faydaları
– Göz değmesi ile birlikte insanda oluşan rahatsızlıkların tedavi yolları
-Diş temizliğine, beden temizliğine dair uyarılar
-Hacamat, bunlardan sadece birkaç tanesidir.
5) Hadislerde insani ilişkilere dair verilen ayrıntılı bilgiler daha huzurlu bir toplum hayatına vesile olur.
-İnsanlara karşı güleryüzlü olmak
-Komşuluk ilişkilerinin güzel olması
-Kırıcı şekilde şakalaşmamak
-İnsanlar arası en çok sıkıntıya sebep olan öfke duygusunu gidermek için abdest alma, pozisyon değiştirme vb.
-Üç günden fazla küs kalınmaması
-Eşlerin birbirlerine davranışları ile ilgili uyarılar
-İnsani ilişkilerin devamına vesile olan hasta ziyareti, cenazeye iştirak, davete icabet..vb konular ile ilgili, hadislerde geçen bilgiler elbette daha huzurlu bir toplum hayatına vesile olacaktır.
6) Hadislerde, yaşanılan musibetler karşısında nasıl bir tavır içinde olunması gerektiğinin canlı örnekleri bulunur. Bu da kulun Allah(cc)’a isyana varabilecek davranışlardan uzak kalmasına yardımcı olur.
-Rasulullah’ın evlatlarının vefatı karşısındaki tavrı
-Asıl tevekkülün nasıl olması gerektiği örneklerini içeren hadisler gibi
7) Hadislerde, çıkacak fitneler, kıyamet alametleri gibi verilen bazı gaybi bilgiler biz Müslümanların bu konulara dikkat edip hayatımızı ona göre şekillendirmesine yardımcı olur.
Şu hadis-i şerifleri örnek olarak verebiliriz:
-“Karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplamadan evvel, sâlih ameller işlemekte acele ediniz! Öyle zamanlar geldiğinde insan, sabah mü’min iken akşama kâfir olarak çıkar; akşam mü’min iken sabaha kâfir olarak çıkar. Dînini küçük bir dünyalığa satar.”
(Müslim, Îmân, 186)
-“Sevininiz ve sizi sevindirecek şeyler ümîd ediniz. Allâh’a yemin ederim ki, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin de önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum.” (Buhârî, Rikāk, 7; Müslim, Zühd, 6)
-Cibrîl Hadîsi” diye meşhur olan hadîs-i şerîfte Rasûlullah (sas) Efendimiz, kıyâmetin alâmetleri sorulduğunda şöyle buyurmuşlardır:
“Annelerin, kendilerine câriye muâmelesi yapacak çocuklar doğurması; yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binalar (yaptırmak)ta birbirleriyle yarışmalarıdır.” (Müslim, Îmân, 1, 5)
-“Öyle bir zaman gelir ki kişi malını helâlden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.” (Buhârî, Büyû, 7, 23)
Özetle; normalin anormal, anormalin normal görüldüğü şu asırda da her şeyin yerli yerine oturmasının ölçüsü Kur’an ve onun açıklayıcısı sünnet-i seniyyedir.
Sesimizi, dinin öğretmeni Rasulullah(as)’ın sesinin üzerine değil de, nefsimizin ve şeytanın sesinin üzerine çıkartabilirsek pek çok şey kendiliğinden yerli yerine oturacaktır. Cümlemize kolay olması duasıyla..Vesselam..
[1] YILMAZ,Hasan Kamil. “Allah Rasulü’nden Uyarılar” makalesi, Altınoluk Dergisi, 2002 – Mayis, Sayı: 195
[2]Burada üzerinde polemik yapılan deve sidiği ile tedavi hadislerine dair, Mehmed Sofuoğlu hocamızın “Sahih-i Buhari ve Tercemesi(c.12 s.5754)” eserinde geçen şu dipnot bilgiyi aktarmak isterim:
“Arabın deve sidiği ile tedavi ettiği muhakkaktır. Hatta islam tabiplerinin sonuncularından sayılan Davud Antaki’nin Tezkire’sinde umumiyetle sidiklerin tıbda kullanıldığı zikredilmiştir. Bu müellif sidiğin yedi türlü hastalığa deva olduğunu söylüyor. Ve deve sidiğini, insan sidiğinden sonra bütün sidiklerden daha şifalı sayıyor.Hayatu’l Hayvan kitabı sahibi Kemaleddin Demiri “İbl”kelimesinde “Deve sidiği ciğer vereminde fayda verir…” diyerek deve sidiğinin tıbbi özelliği olduğunu beyan ediyor. Ayni ismindeki alim de hadiste anılan deve sütleri ve sidiklerinin ishal hastalıklarında birinci ilaç olduğunu zikretmiştir.”
Görüldüğü gibi bu tür bir tedavi Rasulullah(as)’ın döneminde kullanıldığı gibi daha sonraki dönemlerde de tabipler tarafından kullanılmıştır.
İlk Yorumu Siz Yapın