Nisa Suresi 34:
Allah’ın kendilerine bir kısım farklı özellikler vermesi ve ailenin geçimini sağlamaları sebebiyle erkekler kadınlar üzerine gavvamdırlar (yöneticidirler).Saliha kadınlar gönülden bağlılık ile beraber itaatkardırlar. Onlar Allah’ın korunmasını emrettiği iffet ve namuslarını kocaları yanlarında olmasa bile korurlar. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara gelince; öncelikle bunlara nasihat edin, vazgeçmezlerse yataklarında yalnız bırakın, bu da sonuç vermezse onları darb edin. Size itaat ederlerse artık onlara haksızlık etmek için herhangi bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
“Erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici olmaları meselesi” yazısının devamı mahiyetindeki bu yazıda “kadının nuşuzu” üzerinde duracağız. “Erkeğin nuşuzu” ise bir sonraki yazı konusu olacak inşaAllah.
Ayetin birinci kısmında gavvam erkek ve saliha kadından bahsedilmişti. Bu ikinci kısımda ise gavvam erkek ve nuşuz halindeki kadın(naşize) üzerinde duruluyor. Ve gavvam bir erkeğe, böyle bir kadının nuşuzu halinde dört aşamalı bir çözüm sunuluyor.
Burada hitabın gavvam erkeklere olduğunu özellikle hatırlatmak isterim. Zira gavvamlık derdi olmayan bir erkeğin bu aşamalara riayet veya bu ayete riayet gibi bir derdi de olmaz 🙂
Öncelikle “naşize” ne demek bunu anlamaya çalışalım;
Naşize kadın, saliha kadının tam zıddı olacağına göre demek ki ;
1)Aile hayatını tehlikeye atacak şekilde, “gavvam olan eşine” gönülden itaat etme derdi olmayan[1]
2)Aile hayatını tehlikeye atabilecek ahlak dışı, şüpheli davranışlarda (mahremi olmayan erkeklerle iletişiminde tavır, konuşma[2] vb. konularda dikkat etmeme, teberrüc etme; yani süslenerek kendini erkeklere karşı görünür kılmak[3] gibi halleri) bulunan bir kadından bahsediliyor.
Böyle bir durumda gavvamlık özellikleri taşıyan erkeğe, hadislerde “Allah’ın hiç hoşlanmadığı helal” olarak geçen boşanmaya hemen gitmeden, öfkesine de hakim olarak şu aşamaları takip etmesi bildirilmektedir;
1)Konuşup nasihat etmek, öğüt vermek
Ayette bu mananın verildiği kelime “vaaz” kelimesidir. Vaaz, insanın kalbini yumuşatacak hayırlı işleri hatırlatmak anlamındadır.[4] Bu manadan anlaşılıyor ki konuşma, bağırıp çağırmadan sükûnet içinde, kalbi yumuşatacak şekilde yapılmalıdır.
2) Aynı davranış devam ediyorsa yatakları ayırmak
3)Buna rağmen hala devam ediyorsa darb edilmesi
Buradaki darb bizim anladığımız manada, sosyal medyada rastladığımız öldüresiye dövme anlamımda değildir. Başa, yüze vurulamaz, iz bırakabilecek şekilde bir darb da asla olamaz.
Dürtmek vb. şekillerdir. Çünkü bundan maksat salahtan (barıştan, sulhtan) başka bir şey değildir. Darb ,kadının fiziki varlığına zarar getirirse tazminat söz konusu olur.[5]
Buraya kadar dikkat çekmek istediğim bir konu şu;
Derdi aile hayatını muhafaza etmek olan bir kadın, ilk aşamada gavvam olan eşinin konuşmasıyla, onu rahatsız eden davranışından zaten vazgeçer. Ikinci ve üçüncü aşamaya geçilmez.
“Eşlerin birbirlerine iyi davranmalarını tavsiye eden ayetleri ( Rum 21 …) konumuza dayanak teşkil eden ayetle bir bütün olarak değerlendirdiğimizde İslam’ın öngördüğü bir ailede, anlaşmazlıklar için önerilen çözümler uygulanırken, darbı gerektiren aşamaya gelmesi ihtimali çok azdır. Bununla beraber gerektiği zaman bu çözüm yollarının tamamı denenmeden anlaşmazlıkla ilgili sorunlar, hakem dâhil hiç kimseye götürülmemeli, sorunlar hakeme götürülmeden de aile birliğine hiçbir şekilde son verilmemelidir.”[6]
4) 35.ayet de geçen dördüncü yol; iki tarafın ailesinden birer hakem tayin etmek
35.ayet:Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi bilen ve haberdar olandır.
Eğer karı koca arasındaki anlaşmazlık ve geçimsizlik, ayrılık derecesine varacak olursa, bu kez anlaşmazlık iki tarafın ailesinden birer hakeme havale edilir. Hakem olacak kişi akıllı, hükmüne razı olunacak derecede olgun ve ıslah edebilecek yeterlilikte bir kişi olmalıdır.
Asıl mesele aileyi çözülmekten kurtarmak, arayı ayırmak değil, uzlaştırmaktır. Nitekim âyette de “arayı bulmak”dan bahsedilmiş, “ayırmak”tan bahsedilmemiş, hakemlerin salahiyeti mevzuu da bu yüzden ictihad konusu olmuştur. Dolayısıyla Allah’ın rızâsı ayrılmakta değil, birleşmektedir. Seçilen iki hakem gerçekten, iyi niyetle, Allah’ın rızâsını umarak eşlerin arasını düzeltmek isterse, Allah onları buna muvaffak kılar. Gayretlerini bereketli kılar, eşler arasına ülfet ve muhabbet verir. O her şeyi bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır, onları buna nasıl muvaffak kılacağını da yine en iyi kendisi bilir.[7]
Özetle; bir ailede gavvam erkek ve naşize kadın eşleşmesi söz konusu ise, direk boşanmaya gitmeden, gavvam olan erkeğe(gerçekten sabrını ve psikolojisini zorlayacak) takip etmesi gereken dört aşamalı bir uyarı vardır. Darb üçüncü aşamadır. Bu da bugün bizim anladığımız manada bir darb değildir. İslam’ın öngördüğü bir ailede, anlaşmazlıklar için önerilen çözümler uygulanırken, darbı gerektiren aşamaya gelmesi ihtimali de zaten çok azdır.
Aksi taktirde, dinimizde, bırakın kadını dövmeye, ona tokat atmaya cevaz yoktur. Bu dinin peygamberinin(sas) kendi hayatında[8] buna cevaz olmadığına dair örnekler vardır.
Gavvam erkek- naşize kadın durumunda, gavvam erkeğe sabrını ve psikolojisini zorlayacak bir şekilde sunulan bu aşamaları bütün evliliklere genelleyerek düşünmek elbette bizleri yanlışa sürükler ki günümüzde yapılan polemikler de böyle bir tavırdan kaynaklanmaktadır.
Dikkat ! Dinimizde, erkeğin, öfkelendiği zaman kadını dövme hakkının olduğu gibi bir anlayış söz konusu değildir.
Ahir zaman insanları olarak, nefis terbiyesi çabasının ortadan kalkmasıyla, sosyal medya vb.nin de etkisiyle “egoların savaşı” haline dönüşmüş aile hayatlarına zihinlerimiz o kadar alıştı ki “derdi Allah rızası olan gavvam erkek, saliha kadın” kavramları bile artık çok yabancı gelebiliyor bizlere.
Kur’an ve sünnet ahlakı ile yeniden dirilebilmek duasıyla..
“Erkeğin nuşuzunda ne olur?” sorusunun cevabı inşaAllah bir sonraki yazıda..
[1] Gavvamlık vasfını özellikle tırnak içinde belirtiyorum. Zira kadının, kocasının Allah(cc)’ın rızasına aykırı isteklerine itaat etmesi söz konusu değildir. Böyle bir istekte bulunma hakkının olmadığını da ancak gavvam olan bir erkek bilir.
[2] Ahzab 32
[3] Ahzab. 33
[4] Ragıb el-İsfehani “v-a-z” maddesi
[5] Kurtubi; ilgili ayetin tefsiri
[6] Doç. Dr. Mesut Bayar; “İslam aile hukukunda karı-koca arasında meydana gelen anlaşmazlıklara önerilen çözümler” isimli makaleden
[7] Prof.Dr.Ömer Çelik, ilgili ayetin tefsiri
[8] Âişe vâlidemiz dediler ki: “Allah Rasûlü, ne bir hizmetçisine bir tokat vurdu, ne de bir karısına…”
( Ibn Mâce, nikâh 51)
İlk Yorumu Siz Yapın