Geçmişlerimize Hiçbir Faydamız Dokunmaz (Mı)?

Günümüzde, geçmiş iman ehli soyumuz için yapacağımız okumaların, sadakaların, mağfiret dilemenin bir anlamı olmadığı düşüncesi oldukça yaygınlaştı. Halbuki Kur’an’da anne babamız (ki herkesin anne babası hayatta değildir) ve geçmiş ehl-i iman için mağfiret (bağışlama) dilemeye… dair ayetler bulunmaktadır. Hadislerde de vefat eden yakınların niyeti ile yapılabilecek bazı hayırlar ile ilgili bilgiler vardır.

Bu yazıda bu konu ile ilgili bazı ayet ve hadisler üzerinde duracağız inşaAllah.

1)Geçmiş iman edenler için mağfiret (bağışlama) dilenebilir.

 Onların arkasından gelenler şöyle dua ederler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş mü’min kardeşlerimize mağfiret buyur…” (Haşr sûresi, 10)

2) Hergün namazlarımızda okuduğumuz “Rabbenağfirli” duasında anne babalarımız ve iman edenler için mağfiret dilemekteyiz ki yukarıda da belirttiğimiz gibi herkesin anne babası hayatta değildir.

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananlara mağfiret eyle.”

(İbrahim 41)

İşlenen bazı günahlar nedeniyle şeytanın evlatlara ortak olabileceğine dair ayete (İsra 64) dayanarak, anne babalarımızın özellikle olabilecek bu tarz günahları için mağfiret dilenmesi konusunu özellikle önemsiyorum. Zira belkide onların mağfireti için ettiğimiz dualar, yaptığımız hayırlar, verdiğimiz sadakalar üzerimizde olabilecek bu tarz şeytan ortaklıklarının son bulmasına vesile olacaktır. (Bu ayet ile ilgili yazı için tıklayınız.)

3) Kişinin ölümünden sonra geride bıraktığı iyi veya kötü eserler de amel defterine yazılır.

Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız… (Yasin 12)

“Burada geçen “mâ kaddemû” ifadesi, “insanların namaz, oruç, sadaka vb. bizzat yapıp önden gönderdikleri ameller veya işledikleri günahlar” anlamına gelir. “Asârahüm(eserleri)” ise sâlih evlat, faydalı, ilim, sadaka-i câriye (cami,okul vb. kalıcı sadaka) gibi güzel şeylerden veya insanlara zarar veren kötü şeylerden geride bıraktıklarıdır.”[1] Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur:

“İnsan ölünce, üç ameli dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, kendisinden istifade edilen ilim, arkasından dua eden salih (hayırlı) evlât.” 

(Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâyâ 14; Tirmizî, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8)

“Dua eden sâlih evlât ifadesi mü’min evlât olarak değerlendirilmiştir. Kendisini dünyaya getirip yetiştiren anne ve babasına dua eden, onları hayırla anan ve anılmalarına vesile olan, olumlu işler yapan çocuğun yaptıklarından onu yetiştirenler istifade ederler. Aslında ölen kimselerin arkasından dua eden her Müslümanın duası ölüye ulaşmaktadır. Burada özellikle dua eden evlâttan söz edilmesi, bir yandan çocukları anne ve babaları için dua etmeye teşvik ederken diğer yandan anne ve babaları da mü’min çocuklar yetiştirmeye ve böylece ölümden sonra da sevap kazanmaya özendirmektedir.”[2]

“Bu hadis-i şerif kalacak hayırlı eserlerin kısımlarını açıklamıştır. Âyet bunların zıddı olan kötü eserlerin de yazılacağını açıklıyor”.[3] Bunun açıklayıcısı niteliğindeki bir hadis de şöyledir:

“İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Ancak onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye açtığı kötü çığırın günahı vardır. O kötü yolda yürüyenlerin günahından da ona pay ayrılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksanlaşmaz.” (Müslim, Zekât 69; Nesâî, Zekât 64)

4) Borçlu olarak vefat edenin borcunu ödemek, ona fayda sağlar.

“Mü’minin rûhu, ödeninceye kadar borcuna bağlı kalır.”

 (Tirmizî, Cenâiz, 74. Bkz. İbn-i Mâce, Sadakât, 12) 

Sa‘d bin Atval anlatıyor:

“Kardeşim vefât etmiş ve üç yüz dirhem mal ile bakıma muhtaç çoluk-çocuk bırakmıştı. Bıraktığı parayı ailesine harcamak istiyordum. Resûlullah:

«–Kardeşin borcu sebebiyle hapsedilmiş durumda, borcunu ödeyiver!» buyurdular. Ben:

«–Yâ Rasûlâllah! Ben onun borçlarını ödedim. Sadece bir kadının iddia edip delil getiremediği iki dinar kaldı.» dedim.

Resûl-i Ekrem Efendimiz:

«–O kadına iddia ettiği iki dinarı ver. Çünkü kadın hakîkati söylemektedir.» buyurdular.” (İbn-i Mâce, Sadakāt, 20)

5) Kabrin uygun bir yerine ağaç dikmenin, yeşillendirmenin faydası ile ilgili hadis mevcuttur.

“Re­sûl-i Ek­remEfen­di­miz, iki kab­rin ya­nın­dan ge­çer­ken o kabirlerde bulunanların azap gördüğünü haber vermişlerdi. Sonra da yaş bir hur­ma da­lı is­temiş, o dalı iki­ye ayır­ıp bun­la­rı ka­bir­le­rin ba­şı­na bi­rer bi­rer dik­mişler ve:

“Ku­ru­ma­dık­la­rı müd­det­çe on­la­rın azâ­bı­nı ha­fif­let­me­le­ri umu­lur.” buyurmuşlardı. 

(Müs­lim, Ta­hâ­ret, 111) 

Mü­fes­sir, muhaddis ve fıkıh âlimi olan İmâm Kur­tu­bî, bu ha­dîs-i şe­rî­fin îzâhında şöyle demektedir:

“Hadîste geçen, «ku­ru­ma­dık­la­rı müd­det­çe» ifâdesi, o dal­la­rın yaş kal­dık­la­rı müd­det­çe tes­bih et­tik­le­ri­ne işa­ret et­mek­te­dir. Ni­te­kim âlim­le­ri­miz şöy­le de­miş­ler­dir:

«Ka­bir­le­re ağaç dik­mek­ten ve ora­da Kur’ân-ı Ke­rîm oku­mak­tan ora­da­ki mevtâ isti­fâ­de eder. Bir ağaç dik­mek bi­le ölü­le­rin azâ­bı­nı ha­fif­le­tir­se, bir mü’mi­nin Kur’ân oku­ma­sın­dan kim bi­lir ne ka­dar is­ti­fâ­de eder­ler? Ölü­ye he­di­ye edi­len şe­yin se­vâ­bı da ken­di­si­ne ula­şır.»” (Kur­tu­bî, X, 267)”[4]

6) Vefat eden yakınlarımız, kendi adlarına yapılan hayırlardan istifade ederler. 

“–Sa‘d ibn Ubâde,annesinden uzak bir yerde bulunduğu halde annesi öldü. Bunun üzerine Sa’d :

Ya Rasulallah! Ben annemden uzakta iken annem vefat etti.Şimdi ben onun adına bir şey sadaka etsem, bu sadaka yapacağım şey ona fayda verir mi? dedi.

Rasulullah(as): “Evet(onun adına yapacağın hayır,ona fayda verir)” buyurdu.

Sad ibn Ubade: “Ben seni şahid yapıyorum: Benim şu Mıhraf ismindeki duvarlı bostanım annemin üzerine sadakadır.”dedi.

(Bu­hâ­rî, Kitabu’l Ve­sâ­yâ, 15)

“Hazret-i Ebûbekir (ra)’ın oğlu Abdurrahman, uyku esnâsında âniden vefât etmişti. Hazret-i Âişe Vâlidemiz, bu kardeşinin hayrına pek çok köle âzâd etti. (Muvatta, Itk, 14)

Bütün bu ha­dîs-i şe­rîf­ler, vefât et­miş mü’min­le­rin, ha­yat­ta olan ya­kın­la­rı­nın ve mü’min kar­deş­le­ri­nin duâ, sadaka ve in­fak­la­rın­dan is­ti­fâ­de edecek­le­ri­ni bildirerek on­la­rı bu ha­yır­la­ra teş­vik et­mek­te­dir.”[5]

7) Vefat eden kişi, adına verilen sadakadan da istifade eder.

Bir adam Peygamber(as)’e:

Annemin canını Allah(cc) ansızın giderdi (ani öldü). Ben öyle sanıyorum ki, eğer anam konuşabilseydi sadaka verecekti. Şimdi ben annem adına sadaka vereyim mi? diye sordu.

Peygamber:

“Evet, annen adına sadaka ver!” buyurdu. (Buhârî, Vasâyâ, 19; Müslim, Zekât, 51)

8) Vefat eden için Yasin, Bakara suresi, Fatiha okunması ile ilgili hadis mevcuttur.[6]

“…Yâsîn, Kur’ân’ın kalbidir. Bir kimse onu Allâh’ın rızâsını ve âhireti talep ederek okursa, muhakkak ki günahları bağışlanır. Ve siz ölülerinize de Yâsîn (sûresini) okuyunuz.”

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 33/417 (20300); Nesâî, Amelü’l-Yevm, s. 581 (1075); Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, 20/220.)

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konu ile ilgili  şu açıklaması aslında konunun özeti mahiyetinde;

“Yapılan ibadetin ve hayırların sevaplarının başkasına bağışlanması caizdir. Kişi, okuduğu Kur’ân-ı Kerîm’in, yaptığı hatmin ve işlediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir. İster sağ ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Zira Hz. Peygamber’in (s.a.s.) cenazeye Fâtiha sûresini okuduğu ve tavsiye ettiği (İbn Mâce, Cenâiz, 22 [1495, 1496]), yine Abdullah bin Ömer’in (r.a.) ölülerin ruhuna Bakara sûresinden okunabileceğini güzel gördüğü rivâyet edilmektedir (Beyhâkî, Sünenü’l-Kübrâ, 4/93 [7068]). Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir.”[7]

Anlaşılan o ki bu dünya hayatında edilen istiğfarların, yapılan hayır hasenatların, verilen sadakaların , sadece kişinin kendisine değil geçmişlerine de faydası dokunmaktadır.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bir yandan çocuklar anne ve babaları için dua etmeye, hayır hasenat işlemeye teşvik edilirken diğer yandan anne ve babalar da mü’min çocuklar yetiştirmeye ve böylece ölümden sonra da sevap kazanmaya özendirilmektedir.

Öyle bir din ki sadece diriye değil ölüye de faydası dokunacak şekilde tasarlanmış. 

Elhamdülillahi Rabbil’l Alemin..


[1] ÇELİK Ömer. Hakkın Daveti Kur’an-ı Kerim Meali ve Tefsiri, Erkam Yay., İstanbul 2012.

[2] KANDEMİR,M.Yaşar, İsmail Lütfi Çakan,Raşit Küçük. İmam Nevevi-Riyazü’s Salihin Tercüme ve Şerh, c.5 s.8, Erkam Yay., İstanbul 2011

[3] Elmalılı Hamdi Yazır; ilgili ayetin tefsiri

[4] İslamveihsan.com “Ölünün ardından yapılacak ameller” isimli makaleden alıntı

[5] İslamve ihsan.com “ Ölü için sadaka verilir mi?” isimli makaleden alıntı

[6] Konu ile ilgili diğer bazı hadisleri şu sayfada görebilirsiniz: https://telif.ismailaga.org.tr/olunun-arkasindan-kuran-okunur-mu-bunun-oluye-faydasi-var-mi#_ftn6

[7] https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/371/yapilan-hayrin-veya-okunan-kuranin-sevabi-olen-kimseye-bagislanabilir-mi#:~:text=Peygamber’in%20(s.a.s.)%20cenazeye,4%2F93%20%5B7068%5D).

2 Yorum

  1. Songül Yavaş demiş ki:

    Selamün aleyküm hocam ben Songül Allah razı olsun çok güzel açıklamalar yapmışsınız çok teşekkür ederim kıymetli bilgileriniz için

    Nisan 27, 2025
    Yanıtla
    • admin demiş ki:

      Aleyküm selaam Songül.Ben teşekkür ederim.Rabbim cümlemizden razı olsun.
      Hayır defteri açık kalan annelerden olursun inşaAllah.

      Nisan 28, 2025
      Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir