Müslümanım, Müslümansın, Müslüman.. Gazze, Doğu Türkistan, Arakan..

Bu yazıda Müslümanlar olarak hal dilimizle veya kelam dilimizle yaptığımız bazı hataları ironik bir anlatımla (!) ele almaya çalışacağız. Bunun Gazze.. ile ne alakası var? Sonuna kadar okumanızı istirham ederim.

Günümüzden bazı Müslüman örnekleri ve söylemleri(!):

1)Dinin kul ile Allah arasında bir mesele olduğunu söyleyip bu konuda tavsiye, öğüt almayı kabul etmeyip, nefsine göre yaşamasına yardım eden ehl-i dünya fenomen, arkadaş vb.den öğüt almayı kabul edenler;

“Dinden, ayetlerden, hadislerden bahsetme ama vizyondaki filmlerden, en iyi lezzetlerin mekanlarından, gündemdeki moda kıyafet, makyaj malzemelerinden, iş yerindeki en yakışıklı çocuktan ya da en güzel kızdan bahset. Zihin ve göz kirliliğine, israfa sebep olabilecek her türlü gündemden bana bahsedebilir hatta öğüt verebilirsin ama lütfen din benimle Allah arasında (!) bu konulara girme. Olduya ayetlerden, hadislerden bahsedeceksen de lütfen işin içine eğlence kat. Diğer türlüsü nefsime ağır geliyor, dinlemek istemiyor paşa hazretleri(!)”

2)Biryandan hiçbir tedirginlik duymadan nefsi, haramlar içerisinde şişirip diğer yandan kulluk vazifelerinden bazılarını yerine getirip kalbi kandırmaya çalışma halleri içinde olanlarımız. (Tedirginlik duyup doğruyu yapmak için çaba sarfetmek nasib olsun cümlemize.);

“Bana göre(!)” mahremim olmayan kişilerle birlikte eğlenmenin hiçbir sakıncası yok. Yani diğer bir deyişle (haşa) Kur’an’da harama bakmanın dahi kısıtlandığı bir ayet var ama bizim için geçerli değil çünkü benim ve bu ortamdaki kişilerin kalpleri çok temiz(!) Hem de ben örtülüyüm(!)”

3) Dini öğrenmek için sohbet sohbet, seminer seminer dolaşıp öğrendiklerini yaşamaktan çok bunları başkalarına aktarma derdinde olanlarımız. Ya da genel kültür olsun diye öğrenenlerimiz;

“Dışarıdan bakıldığında din konusunda hassasiyetimle biliniyorum. Başkalarıyla bir araya geldiğimde din ile ilgili bir konu açıldığında konuşabilmeli, soru sorulduğunda da cevap verebilmeliyim. Ayrıca yeni çevre edinmeyi, sosyalleşmeyi de seviyorum. Dini ilim ortamları bu konuda da tam bana göre!

Çok insaflıyım. Yaz tatiliyle birlikte öğrendiğim dini bilgileri de tatile çıkarıyorum(!) Onlar tatillerini şehirde yapıyor ama. Ben tatil yerinde rahat rahat namazlarımı kazaya bırakıyorum(!) Kadın-erkek karışık havuzlara girebiliyorum(!)”

4) “Elalem ne der!” putundan kurtulup “El-Alim ne der!” zihniyetine bürünmekten kaçınan ve bir de buna kılıf uydurup, (haşa) vahiy gelmişçesine Allah adına kesin cümlelerle konuşabilenlerimiz;

“Ben tesettürün farz olduğunu biliyorum ama arkadaşlarım, ailem bunu kabullenebilecek durumda değil. Hem benim bu halimle onlara tebliğ ediyor olmam da bana sevap kazandırır. Bu, tesettür emrini yerine getirmemden daha önemli(!)”

5) Kalbinin temizliğinden son derece emin olup (Kur’an ve sünnette yeri olmadığı halde) bu nedenle dinin emirlerinden muaf tutulduğunu zannedenlerimiz;

“Benim kalbim temiz namaz kılmama gerek yok, tesettüre gerek yok,yok,yok…(!)”

6) Huzuru mensubu olduğu İslam dininde değil de Yunan mitolojisinde, Hindu geleneklerinde, yogada, meditasyon.. da arayanlarımız;

“Günlük, haftalık yoga programımı hiç aksatmadan yaparım. Acayip rahatlatıyor. Haa! Namaz mı dediniz yaa işlerim çok yoğun hiç vaktim yok  eğer ölmezsem emekli olduktan sonra kılmayı düşünüyorum (!)”

7)Yerine getirdikleri farzları çeşitli sebepler öne sürerek terk edenlerimiz;

Bu konu ile ilgili daha önce yazımız olmuştu. Tekrar girmeyelim. İlgili yazı için buyurunuz

8) İnsanlara doğruyu tebliğ eden ama kendini unutup ihmal eden dini ilim tahsil edenlerimiz[1];

“Kıymetli cemaat israf haramdır. Bakın mesela benim sadece (!) onbeş çift ayakkabım, on beş takım elbisem, on tane çantam…var. Kıymetli cemaat gıybet de haramdır. Ama ben, beni sinir edenlerin gıybetini yapabilirim. Ama bakın sadece beni sinir edenlerin (!)” 

Kibir de şeytanın başlıca özelliğidir. Ona benzememeliyiz. Hadis mi dediniz? Adı üzerinde hadis (!) çok ciddiye almaya gerek yok. Altı üstü Allah’ın Rasulü(sas) söylemiş ne olacak(!). Bunca ilmi tahsil etmiş biri olarak, sahih olduğu işin ehli alimlerce söylenen hadisler de olsa bunlar karşısında sukut etmek bana yakışmaz! (Haşa)Yani başkalarına karşı kibirlenmem, ama Allah(cc)’ın Rasulüne karşı kibirlenebilirim sorun yok(!)

Hani bazen “Ben Gazze, D.Türkistan,Arakan… için ne yapabilirim?” diyoruz ya gerek toplum gerek devlet olarak fiili boyutta yapabileceklerimizin yanında ferdi olarak yapabileceğimiz başlıca şey artık kendi nefsimizden din üretmekten vazgeçip Kur’an ve Sünnete uygun bir hayat yaşayacak şekilde değişmektir.[2]

Kısa bir hikaye vardır;

Pazar günü çocuk parka gitmek ister. Baba ise evde oturmak. Baba çocuğunu uzun süre oyalamak için bir dünya haritası alır ve küçük parçalara ayırıp “Bunu tekrar eski haline getirdiğinde parka gideceğiz” der. Kısa bir süre sonra çocuk yanına gelir üstelik dünya haritası da düzelmiştir. Şaşıran baba “Bunu nasıl yaptın?” diye sorar. Çocuğun cevabı manidardır. “Kolay oldu. Arkasında insan resmi vardı. Onu düzeltince dünya da kendiliğinden düzeldi.”

İşte düzeldiğinde dünyanın da düzeleceği o insan, elinden ve dilinden herkesin emin olduğu, Allah(cc)’ın yeryüzünü imar etmekle vazifelendirdiği halifesi olduğu bilincindeki Müslüman insandır. 

Asırlar boyu gittiği her yerde huzur vesilesi olan ecdadımız bunun açık bir göstergesidir. Eğip bükmeden Kur’an ve sünnetle yeniden dirilmek tekrar derdimiz olsun inşaAllah. Vesselam…

(Ey Nefsim!) Artık başkalarının değişmesini beklemeden, tevbe istiğfar edip hayırda değişmenin zamanı gelmedi mi?


[1] Konu ile ilgili Bakara 44.ayete bakılabilir.

[2] Konu  ile ilgili Enam 53, Nahl 116.ayetlerin tefsirine, özellikle de Maide 105.ayetin tefsirine Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinden bakılabilir.

2 Yorum

  1. Merve yıldız demiş ki:

    Emeğinize sağlık hocam insanı düşündürten kendine döndüren bir yazınız olmuş.

    Mayıs 11, 2025
    Yanıtla
    • admin demiş ki:

      Allah razı olsun Merve.Elhamdülillah.. Böyle düşündüğüne sevindim.
      Düşünmek ve öze dönmek cümlemize selametle nasib olsun.
      Rabbim hepimizi hayırlara vesile eylesin.

      Mayıs 12, 2025
      Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir