Kur’an’da, peygamber kıssaları üzerinden bizlere çeşitli bakış açıları, çözümler sunulur. Bu yazıda peygamber kıssalarında geçen bazı ayet-i kerimelerin üzerinde duracağız. Her birinin ayrıntılı tefsirine bakılabilir ancak asıl üzerinde durmak istediğim şey; bu ayetlerde, yaşanılan sıkıntılarla şeytan arasında ilginç bir şekilde bağ kurulmuş olması.
“Acaba bundan ne anlamalıyız?” diyerek buyrun önce ayetlere bir göz atalım;
1) Musa (as)’ın, peygamberlik verilmeden önce bir adamı yanlışlıkla öldürmesi ile ilgili, bunun bir şeytan işi olduğunu söylemesi (Kasas 15-17)
15. Bir gün Mûsâ, halkın ortalıkta bulunmadığı bir sırada şehre girdi. Orada iki adamın birbiriyle kavga ettiğini gördü. Bunlardan biri kendi kavminden, öbürü ise düşman tarafından idi. Kendi kavminden olan kişi, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ötekine bir yumruk attı, adamın ölümüne sebep oldu. Arkasından da: “Bu, şeytan işidir. Gerçekten o, insanları doğru yoldan saptıran apaçık bir düşmandır” dedi.
16. Hemen Rabbine yönelip: “Rabbim! Ben kendime yazık ettim. Ne olur, beni bağışla” diye yalvardı. Rabbi de onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
17. Sonra da: “Rabbim! Bana lutfettiğin bunca nimetler hakkı için bir daha suçlulara asla arka çıkmayacağım” dedi.
2)Yakub(as)’ın, Yusuf (as)’a, gördüğü rüyayı kardeşlerine anlatmamasını söyleyip işi şeytana bağlaması(Yusuf 5)
Babası, şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.”
3) Yusuf (as)’ın kardeşleriyle arasının bozulmasını şeytana bağlaması (Yusuf 100)
Annesiyle babasını tahtına oturttu. Hepsi birlikte onun önünde saygıyla eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım, daha önce gördüğüm rüyânın tâbiri işte budur. Rabbim o rüyâyı gerçekleştirdi. Ayrıca şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten kurtararak ve sizi çölden buraya getirerek Rabbim bana büyük ihsânlarda bulundu. Doğrusu Rabbim, her ne dilerse onu pek güzel bir şekilde ve insanların göremeyeceği bir incelik içinde yerine getirir. Şüphesiz O, evet O, her şeyi hakkıyla bilen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.”
4) Musa (as)’ın yardımcısı olan gencin, yolculukları sırasında balığın denizde yol bulup gittiğini söylemeyi unutmasını şeytana bağlaması (Kehf 36)
Genç, “Gördün mü, dedi, o kayanın yanında konakladığımız zaman balığı unuttum! Onu sana söylemeyi bana unutturan, şeytandan başkası değildir.” Balık, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti.
5) Eyyüb (as)’ın hastalığı ile ilgili “şeytan bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu” demesi (Sad 41,42)
Kulumuz Eyyub’u da an: (O) Rabbine “Şeytan, bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu” diye seslenmişti.
Şu ayet-i kerimede de hesap günü pişmanlık duyanların, peygamberin doğru yolundan sapmalarını (insan veya cin) şeytana bağlayacakları görülmektedir.
O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım! Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim! Andolsun, zikir (Kur’an) bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.” (Furkan 27-29)
Bu durum bize ne anlatır (Allahu A’lem);
1)En küçüğünden en büyüğüne, yaşadığımız sıkıntıların temelinde var olan şeytan vesveselerini, payını unutmamak, görmezlikten gelmemek gerekir. Ondan üstün yaratılmış müminler olarak çözüm ararken bunları da göz önünde bulundurmalı özellikle de (tevbe- istiğfar ve sadaka başta olmak üzere) Kur’an ve Sünnetteki uyarılara kulak vermeliyiz. Aksi taktirde kendimizi hayatımız boyunca anlam veremediğimiz aynı tür döngülerin içinde bulabiliriz.
2)Şeytanın oyunlarından biri de kendisini göz ardı etmemizi sağlamak için vesvese vermesidir. Bu vesveselerle “Bu sorunun nedeni şeytan vesvesesi, tuzağı gibi basit bir şey(!) olamaz” mantığına sahip olabiliyoruz. Böylece asıl çözüm yollarına yönelmemiz zorlaşır ki bu ayetlerle şeytanın bu oyunu da hatırlatılmaktadır.
3)Tuzakları, vesveseleri karşısında, şeytanın da sahibi olan Allah(cc)’a yönelmeli, O’ndan yardım taleb edilmeli zihnen, kalben tek başımıza vesvese kovalamacası yapmamalıyız. (Araf Suresi 200) Zira, biz her ne kadar unutuyor olsak da Allah (cc) iman edenlerle beraberdir. (Enfal 19)
Unutulmamalı ki atamız Âdem (as)’in dünyaya gönderilişine vesile olan olayda dahi başrolde şeytan da bulunmaktadır. Diğer bir tabirle dünya, insan- (ins veya cin) şeytan mücadelesinin sahnelendiği bir meydandır.
Farzları, sünnetleri terk edişimiz, evlatlarımızın dinden uzaklaşmaları, aile içi sıkıntılar, belki bazı rahatsızlıklarımız hatta ülkeler arası yaşanan sıkıntılar, savaşlar…
Özetle; müslümanlar olarak, sorunlarımıza çözüm ararken ezeli düşmanımızın olabilecek payını da göz önünde bulundurmamız gerekir. Zira biz çevrim dışı sanıyor olsak da şeytan hiç çevrim dışı olmuyor.
İns ve cin şeytanların oyunlarını, tuzaklarını farkedip bunların bozulmasına vesile olabilmek duasıyla..
Not: Şeytanın vesvese kapıları, özellikleri, sebebiyet verdiği sıkıntılara çözüm yolları için daha önceki ilgili yazılara bakılabilir;
Vesvese ve Bunu En Aza Çekebilmenin Bazı Yolları
Şeytanla Ortaklık Kurmamanın(!) Diğer Adı; Dayyib Rızık, Dayyib Zürriyet
Soy ile Nesli, Ölüler ile Dirileri Birbirine Bağlayan Önemli İki Nimet; İstiğfar Ve Sadaka
Elinize sağlık hocam. Faydalı bir yazı.
Allah razı olsun..Hepimizin inşaAllah